|
Ana Sayfa | DGS Eğitim Ürünleri | İletişim ---> |
|
1. – 7. sorularda, numaralandırılmış cümlelerden hangilerinin anlatımına akışını bozduğunu bulunuz?
1) (I) Futbolun gürültülü dünyasına kalın halatlarla bağlandık son yıllarda. (II) Ekonomik kriz, yoksulluk falan derken bizim standartlarımızı binlerce kez katlayan yaşamlarıyla birer uzaylı sayılabilecek trilyonluk yıldızlara bağlandık. (III) Bu top süren yıldızlar bizim her şeyimiz oldu da biz onların nesi olduk diye sormak geliyor insanın aklına. (IV) Spor ahlakı toplumu iyi topluma, huzurlu topluma taşıyor kuşkusuz. (V) Aklıma geliyor yine: Bir yıldız olanca gücüyle topa vurunca ağlara takılan futbol topu mu yoksa futbolun ardından giden kitleler mi ? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
2) (I) Utanarak söyleyeceğim, eleştirmenlerin topu, sade anlatıma kapalıdır, hiçbir eleştirmenin sözlüğünde bu yoktur. (II) Bunlar dizelerdeki sözcüklerin hareketini, soluklarını kavrayacak bir eğitimden geçmedikleri gibi hareketin dizelerin biçimiyle çok yakından ilgili olduğunu da bilmezler. (III) Görevinin hakkını veren, yazarını değil eserini ele alıp değerlendiren eleştirmenlerimiz de yok değildir. (IV) Dahası var: Eleştirmenler "kalıp" sözcükleriyle ne anlatılmak istendiğini de çıkaramazlar. (V) Bu yüzden de biçimi dünyadan ve insanlıktan kopmuş birtakım kuru kalıptan ibaret sanırlar. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
3) (I) Ağır bulutlar arasındaki ani güneş ışığı gibi parlar ondan arta kalan tek küçüklük resminde onun görünüşü. (II) ince, uzun bir erkek çocuğu, kumral saçları; açık, ışıl ışıl alnından yumuşak dalgalarla geriye taranmış. (III) Dudakları belirgin ve yanakları da kırmızı, siyah hilal kaşlarının altında açık renk gözler. (IV) Bu körpe çehrede sertliğe ya da kibire ilişkin hiçbir çizgi yok. (V) Günlük hayatın ona ters gelen alanlarından hiçbir şey öğrenmek ve kabul etmek istemiyor. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
4) (I) Arkeolojik nitelikteki buluntu yerleri çeşitlidir. (II) Bunlara örnek olarak mağaralar, köyler, kasabalar ve başka örenyerleri sayılabilir. (III) Arkeolojik anlamda buralarda yapılan kazılar bunların ait oldukları çağlara, kültürlere, bunları oluşturan kişilere ait bilgiler verebilir. (IV) Arkeologların amacı inceledikleri eski kültürleri anlayıp yorumlamaktır. (V) Hatta, kazılarda bu yerlerin yakın ve uzak çevreleriyle olan ilişkilerinin anlaşılmasına yarayacak veriler de bulunabilir. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
5) (I) Bugün yaygın olarak kullanılan ilaçların hammaddeleri, kimya sanayi tarafından yapılmaktadır. (II) İlaçların hammaddelerinde nelerin olduğunu yalnızca kimyacılar biliyor (III) Memleketimizde gelişmiş bir kimya sanayisi olmadığı için, bu sınıf hammaddeler dışarıdan getirilmektedir. (IV) Bunun yanında pek az sayıda yerli ilaç sanayisi de bulunmaktadır (V) Hiç şüphesiz bu alanda daha organize olunursa daha büyük sayıda hammaddeyi yurt içinde üretmek mümkün olacaktır. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
6) (l) Lise yıllarında niçin her delikanlı ve genç kız şairdir? (II) Niçin milyonlarca genç, ömürlerinin belli bir vaktinde şiirin yel değirmenine kalburla su taşıyıp dururlar? (III) Türk edebiyatında aşk şiiri yazan çok değerli üstatlar vardır. (IV) Şiiri bu kadar kolaya almaları ve "Ben yazdım oldu!" düşüncesine kapılmaları aslında şiire hakaret değil midir? (V) O yıllarda gençlerin evlenmesine, siyasetle uğraşmasına bile tahammül edemezken şiir yazmaya kalkışmalarını hoş karşılamamız bizden nasıl beklenebilir ki? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
7) (l) Baharda yemyeşil gördüğüm güzergâhın güz renklerini merak ettiğim için yolu biraz uzattım. (II) Akyazı, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık üzerinden Beypazarı’na vardım. (III) Beypazarı, İpek Yolu üstünde çok eski bir yerleşim birimidir. (IV) Yolu uzatmakla iyi ettiğimi de manzarayı görünce anladım. (V) Vadilere çöken sisin kazandırdığı masalsı hava; ağaçlardaki sarı, kırmızı, turuncu sonbahar renkleri; onlara meydan okurcasına başını kaldıran çamların yeşili, görülmeye değer bir manzara yaratıyordu. (VI) Seben civarında bu görüntüye dalları yerlere değen, meyve yüklü elma ağaçları da girdi. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
8. – 12. sorularda cümle ya da parçadaki boşluğa anlam bakımından en uygun olan seçeneği bulunuz.
8) Yazdığımız her şeyde bir yere kadar kendimizi anlatıyoruzdur aslında. Otobiyografik öğeler ister istemez karışır yapıta. Ancak, bir roman kurarken başka öğeler de gerekli: ... şiiri her zaman yazabiliyorum; hiçbir şey önlemiyor şiir yazmamı. A) ...teknik, biçim. Şiirde ise insanın içinden gelen duygular yeterli. Onun için... B) ..yeterli hazırlık. Şiirde ise biçim ve kafiye önemli onun için... C) İyi bir çalışma odası. Şiirde geleneğe yaslanmak şart onun için... D) ...sağlam bir altyapı örneğin. Şiirde ise dile özen gösteririm. Onun için... E) ...yeterli birikim en başta. Şiirde ise sözcük oyunlarını önemserim. Onun için...
9) Bilimin görevi, yeni bulgularla teknolojiyi hızla değiştirmektir. Okulu bitirdikten sonra işe giren bir meslek adamı, bu hızlı değişim yüzünden okulda öğrendiklerinin kısa sürede eskidiğini görmektedir. İnsanın çalıştığı alanda başarılı olabilmesi için yeni teknolojiyi öğrenmesi gerekmektedir. Teknolojideki değişme durmadığı için bu gereklilik, insanın mesleğinde kaldığı sürece sürüp gitmektedir. Bu yüzden ............. A) eğitim aslında başkalarının etkisiyle insanın kendi davranışlarını değiştirmesi demektir. B) işyeri ve benzeri yerlerde hizmet içi eğitim yapmak, bunu sürekli kılmak bir zorunluluk olmaktadır. C) gereksinimin ortaya her çıkışında bunun ortadan kaldırılması insan için bir amaç olur. D) okul üzerinde yapılan araştırmalar okulun topluma yarar sağladığını göstermektedir. E) okullar, öğrencilerini karşılaştıkları sorunları çözebilecek yeterlilikte yetiştirmeye yönelmektedir.
10) "Türkçe'de, öz Türkçe kökenden gelmeyen bir çok sözcük bulabilirsiniz. Bunların pek çoğunu değiştirmek arılaştırmak olası değildir......... örnekse ilgeçlerin hemen hepsi, Türkçe kökenden gelmediği halde Türkçe içinde öylesine erimişlerdir ki, dilimize ince anlam ayırtıları katarak, onun ayrılmaz öğeleri olmuşlardır." Parçada noktalı yerlere aşağıdakilerin hangisi getirilebilir? A) ancak Türkçe, yabancı kökenli sözcüklerin bir çoğunu, kendi yapısı, kendi mantığı içinde eritebilmiş, benliğinde sindirebilmiştir. B) ancak bu Türkçedeki arılaştırma çabalarını baltalamak isteyenlere fırsat verdiğimizi düşündürmemelidir. C) ancak elimizden geldiğince Türkçesi bulunan sözcükleri kullanmalı onların kullanımının yaygınlaşmasına yardımcı olmalıyız. D) ancak bu sözcüklere Türkçenin malı demek hiçbir dönemde olası olmamış, bu sözcükler Türkçenin kurallarına direnmişlerdir. E) ancak arılaştırılamayan bu sözcükleri kullanmamaya gayret etmeli,onların yokluğundan anlamsal bir boşluk doğacağını düşünmemeliyiz.
11) Bir edebiyat okuyucusu, "Sanat kültürünün genişliği oranında, görüntüyü boğan, onu plastik bir deyim olmaktan alıkoyan öğeleri görmez, doğal olanları anılarıyla başkalaştırır. Gördüğüne, görmediği renkleri ve çizgileri katar; estetik algıyı ısırgan otlarından ve devedikenlerinden temizler. Bu bakımdan Raoul Dufy'nin; "................" sözü derin anlam taşımaktadır. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse anlam bütünlüğü sağlanmış olur? A) Gözlerimiz çirkinlikleri silmek için yaratılmıştır. B) Eserlerde çirkinlikler yanında güzelliklerde vardır. C) Okuyucunun dikkatli olması gerekecektir. D) Algılamanın önemi burada kendini göstermektedir. E) Bir eserdeki çirkinlikleri de görmek gerekir.
12) Her yeni edebiyat, her yeni yapıt, eğer gerçekten yeni ise, saldırgandır. Bu, özgünlükle karışık bir saldırganlıktır, zihinsel alışkanlıkları tedirgin eder... A) Küflenen eskiyi tedirgin ettiği için bazı yapıtlar yenilikçi sayılır. Bu yenilikçiliğin başı sarıya boyalı, hafif aykırı birkaç uçuk genç dışında alıcısı yok maalesef. B) Toplumsal barışı bozarak, toplumu çatışmalara sürükler. Toplumsal barışı bozan yazınsal üretimlere karşı çıkmak her insanın öncelikli görevidir. C) İnsanlarla çatışan eserler yenilikçidir, bu nedenle. Çatışmanın gürültüsüyle uyanan ilerleme, zamanla, toplumun genlerine siner. D) Eser yenilikçi tavrını koyarken değerler sistemini de dikkate alır. Eserin sırf yenilikçi tavır koymak adına toplumsal yıkım üretmesi, toplumsallıkla bağdaşmaz. E) Her yenilikçi eser bir ışık olduğu için toplumun birlikteliğine katkıda bulunur. Toplumu ayıran, sınıflandıran, bölen yazınsal bakışlar da yenilikçilik elbisesini üzerinde pek taşıyamaz.
13. – 20. Sorularda numaralandırılmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturulacak biçimde sıralanması için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.
13) I. Bilime, doğayı, özellikle doğaya ilişkin kuram ya da beklentilerimizi sürekli sorgulama etkinliği diyebiliriz. II. Bilim öncesi dönemlerde, günlük gözlemlerle, basit tahminlerle ya da kişinin kültürel ortamından edindiği hazır bilgi ve önyargılarla bu ihtiyaç karşılanıyordu. III. Bu insan için, yaşadığı çevreyi, giderek tüm evreni anlamak önemli bir gerekliliktir. IV. Günümüzde ise insanların büyük çoğunluğu benzer davranış içindedir. V. Kısacası, bilgi birikimimizin önemli bir bölümünü sağduyu düzeyinde kalan bu yaklaşıma borçluyuz.
A) II. – III. B) II. – IV. C) III. – IV. D) III. – V. E) IV. – V.
14) I. Yüzlerce balık türünü barındıran Victoria Gölü biyolojik çeşitlilik bakımından dünyanın en zengin yerlerinden biridir. II. İyi niyetli bazı uzmanlar, yerliler hem kendileri yer hem de fazlasını ihraç ederler diyerek göle tatlı su levreği sokarlar. III. Yıllar yılı yerliler, bu gölde yosun ve ufacık organik atıklarla beslenen "furu" dedikleri ufak balıkları yiyerek beslenirler. IV. Bu yeni misafirle rekabet edemeyen balık türleri birer birer yok olmaya başlar. V. O kadar ki, levreğin gelişinden üç yıl sonra göldeki balık türü sayısı %70 azalır.
A) I. – III. B) II. – III. C) III. – IV. D) III. – V. E) IV. – V.
15) I. Beklenmedik bir anda bize ulaşan bir koku, bir tat, bir görüntü bizi geçmişimize götürür. II. An derinleşir ve bizi içimize doğru çeker. III. Belki geçmişe hafıza köprüsünden geçeriz; ama onun bol şekerli şerbetini ruhumuzla içeriz. IV. İnsan bu bambaşka hatırlayışla kendi varlığını seyretseydi bu söyleyiş bütün şiirleri dolduracaktı. V. Ruhun müziğinde oluşan bu ortamda varlığımız erir ve bir pamuk şekeri gibi bütün çocukluğumuzu sevindirir.
A) I. ve III. B) II. ve III. C) IV. ve V. D) II. ve IV. E) III. ve V.
16) I. Gaziantep mutfağı yalnızca leziz yemekleriyle değil, yemeklerin pişiriliş biçimleri ve yeme adabıyla da başlı başına kültür. II. Çünkü Antepliler yalnızca ne yedikleriyle ilgilenmiyorlar. III. O yemeğin nasıl yapıldığı, ne kadar emek ortaya çıktığı ve nasıl sunulduğuna da dikkat ediliyor. IV. Kebaplar, kazan yemekleri, baklavalar bu şölenin konukları arasında yer alıyor. V. Sofraları da bu nedenle bir sanatçı titizliği ve yaratıcılığıyla hazırlanıyor ve yemekler tam bir şölene dönüşüyor. A) I. ve III. B) III. ve IV. C) II. ve IV. D) IV. ve V. E) III. ve V.
17) (I) Okumak iyidir felsefesine sahip annem sayesinde bir yere gelmiştim. (II) Temelimin eksik olmasına rağmen bir üniversiteden mezun olmuştum. (III) 9 – 5 tempoları benim harcım değilmiş deyip, çözüm ararken, annem yeni bir üniversiteye başlamamı salık verdi. (IV) Girdiğim işlerle derinden ilgilenemiyordum. (V) Ama okul bitince okumanın bitmeyeceğini bildiğim için sürekli okuyordum. A) |. ve II B) II. ve III. C) II. ve IV. D) III. ve V. E) II. ve V.
18) I. işte bu nedenlerle, "uyku sağlığı" son yıllarda hem tıp çevrelerinde hem de kamuoyunda giderek önem kazanmaya başladı. II. Düzenli uyumasına rağmen her fırsatta şekerleme yapanların, sabahları yorgun, halsiz, sinirli uyananların ve bütün gece yatakta dönüp duran insanların oranı azımsanacak gibi değil. III. Sürekli bir yorgunluk ve uyku hali, kronik uyku bozukluğu veya uyku yetmezliği olan kişilerin iş verimi, dikkat ve becerileri düşüyor. IV. İstatistikler, uyku bozukluğu tanısı konulmuş ve tedavi görmemiş hastaların, normalden 4 ile 6 kat daha fazla trafik ve iş kazalarına sebep olduğunu ortaya koyuyor. V. İnsan yaşamının en az üçte biri uykuda geçiyor. A) I. ve V. B) II. ve III. C) II. ve IV. D) III. ve IV. E) III. ve V.
19) I. Akşama doğru da herkes teknelerle kaldıkları yere döner. II. Sabahın dinginliğini teknecilerin sesleri bozar. III. Denize gitmek isteyen turistler, tekneleri doldurunca tekneler bir bir kıyıdan ayrılır. IV. Deniz tüm güzelliğiyle, konuklarını ağırlamak için sabırsızlanmaktadır. V. Tüm zarafetiyle günü karşılayan Dalyan akşamın yorgunluğunu atmıştır. A) I. ve II. B) I. ve V. C) II. ve IV. D) III. ve IV. E) III. ve V.
20) I. Hıristiyan kilisesi, Avrupa'da otoritesini kurduktan sonra, bütün enerjisini, alışkanlıkların izlerini silmeye adadı. II. Bunların yanında, insanların kiliseye koşulsuz bağlılığı her şeyin önüne geçmişti. III. Kilisenin koyduğu bu kuralların dışına çıkanı zulüm hatta ölüm bekliyordu. IV. İbadetten günlük yaşam alanlarına kadar her alanda kutsallığın kuralları egemen kılındı. V. Sonuçta tiyatrosu, sanatı ile bütün Avrupa kutsal bir görünüm kazandı. A) I. ve III. B) II. ve IV. C) III. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V.
21) Aşağıdaki sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında aşağıdakilerden hangisi baştan ikinci olur? I. kez farkına varıyor, yani eserde II. Savaş ve Barış'ı her okuduğumda III. yeni güzellikler buluyordum. IV. betimleme ve ayrıntıların sanki ilk V. kimi yerlerin, kimi olayların, kimi A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
22) Aşağıdaki sözler kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur? I. bir sıra adamı II. çağının gölgesine sürüklenmiş III. olmayı tercih ederim IV. kendimi ve zamanımı V. hiçe sayan bir sanatçı olmaktansa A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
23) Aşağıdaki cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur? I. Ancak tarihsel sürecin bütününe bakıldığında, uzadıkça uzamıştır çocukluk. II. Dolayısıyla yavruluk, tamamen biyolojik bir dönemken, çocukluk uygarlık tarihi boyunca sürekli olarak tanım değiştirmiştir. III. Yavruluk beden, dürtülerin gösterdiği yolu izlemeyi becererek gelişkinlik düzeyine ulaşana kadar geçen süredir. IV. Çocukluk ise dürtülerin bastırılmasını görene kadar geçen süredir. V. Her hayvan türünün yavrusu vardır; ama çocukluk kurumu insanlar tarafından icat edilmiştir. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
24) Aşağıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulduğunda aşağıdakilerden hangisi birinci cümle olur? I. Neticede bu, bir anlamda insanın kendine ve karşısındakine gösterdiği saygının doğal bir sonucudur. II. Kendisi yapmadığı gibi yapana da karşı çıkacaktır. III. Çünkü kendine ve başkasına saygılı olan kimse, söz ve davranışlarında tutarlıdır. IV. İlişkilerimizin sağlıklı başarılı ve sürekli olması için önemli bir husus tutarlılıktır. V. Bugün ak dediğine yarın kara demeyecek, başkalarında hoş karşılamadığı davranışları kendisi de yapmayacaktır. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
25) I. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağını bilemez. II. Çok kez insan katkıda bulunduğu dünya işlerini bıraktığını sanır. III. Ona göre yaşamın bir tek amacı vardır. IV. Oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. V. O da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında, baştan üçüncü cümle hangisi olur? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
26) I – oluşturan fok balığının II – özelliklerini bilmeyen bir III – eskimonun o çevrede yaşamını IV – sürdürmesi oldukça güçtür V – gıdasının önemli bir kısmını Yukarıdaki sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur? A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
27. – 33. Sorularda Başta Verilen Cümlelerden Kesin Olarak Çıkarılabilecek Yargıyı Bulunuz.
27) Televizyon dizileri, ortalama insanlara göre yapılıp en kalabalık kitleye pazarlanma amacı taşıdığı için bu hedefine ulaşır.
A) Televizyon dizileri, her tabakadan insana hitap eder. B) Okur – yazar, televizyon seyretmekle değil, sanatla ilgilenir. C) Hayatı herkesten farklı yorumlayan insanlar, televizyon dizilerinin kalitesini anlayabilir. D) Edebiyat okumayı televizyona tercih edenler, hayata karşı daha sorgulayıcı bir tavır takınırlar. E) TV dizileri amaca ulaşmak için toplumun büyük kesimine seslenmeyi hedefler.
28) 17 Temmuz 2003’ te, Adana’da 44 derece olarak ölçülen hava sıcaklığı son on yılın en yüksek hava sıcaklığı olarak tarihe geçti. A) Adana, Türkiye’ nin hava sıcaklığı, en yüksek şehridir. B) Adana’ da daha önce hava sıcaklığı 44 dereceye hiç ulaşmamıştır. C) 2003 yılında ortalama hava sıcaklığı en yüksek olan şehir Adana’ dır. D) 2002’ de hava sıcaklığı 44 dereceye hiç ulaşmamıştır. E) 2003 yılında Adana aşırı sıcaklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
29) Çevirisini sunduğumuz Soussure’un “Genel Dilbilim Dersleri” adlı kitabı, sadece dilbilimde değil, ondan esinlenen tüm alanlarda etkili olan, XX. yüzyılın çığır açan ilk kitaplarından biridir. A) XX. yüzyılda dilbilim ve onunla ilgili olan alanlarda yazılmış ve niteliği açısından yeniliklere sebep olan pek çok eser yoktur. B) Eserin dünya çapında okunurluk düzeyi oldukça yüksektir. C) Genel Dilbilim Dersleri, dilbilim dışındaki ama dilbilimle ilgili olan alanlara dair bilgileri ayrıntılarıyla vermektedir. D) “Genel Dilbilim Dersleri” adıyla piyasaya çıkan bu eser XX. yüzyılda devrim yaratan ilklerdendir. E) Soussure XX. yüzyılın başlarında yaşamış, çalışmaları dilbilimi yeni bir yapılanmaya kavuşturan ünlü bir dilcidir.
30) Tarih bilimi, bugünün daha iyi anlaşılması için geçmişteki ekonomik, siyasi ve sosyal olayların neden ve sonuçları üzerinde düşünmeyi öğreterek insana eleştiri yeteneği kazandırır. A) Tarih bilimine göre bugünün daha iyi anlaşılması için geçmişteki olayların incelenmesi gerekir. B) Tarih bilimi siyaset, ekonomi ve sosyolojiden mutlaka yararlanır. C) Eleştiri yeteneği kazandıran tek bilim tarihtir. D) Tarih bugünü anlatarak geleceğe ışık tutar. E) Tarih bir çeşit eleştiri yapmaktır.
31) Tokyo’ nun kuzeyinde bir kasaba olan Nikko’ da Japon tarihinin önemli kişilerinden Tokugawa döneminden kalan tapınaklar bugün olduğu kadar 40 yıl önce de yoğun ziyaretçi akınına uğruyordu. A) Tokugawa, Japon tarihin en önemli hükümdarıdır. B) Nikko, Japonya’ nın en çok ziyaretçi çeken tapınaklarına sahiptir. C) Tapınakların yapılış tarihi oldukça eskidir. D) Her yıl tapınakları ziyaret edenlerin sayısı artmaktadır. E) Tapınaklar günümüzde de ziyaretçi çekebilmektedir.
32) İran’ ın en yüksek dağı 5671 metrelik Demavend’ e tırmanan dağcı ekip, yerden kopardığı buz ve taş parçacıklarını da savuran rüzgarın karşısında ayakta durmanın imkansızlaşması üzerine zirveye yaklaşık 300 m kala geri döndü. A) Ekip tırmanış, boyunca ilk kez fırtınayla karşılaşmıştır. B) Hava koşulları zorlaşmasaydı ekip, zirveye ulaşacaktı. C) Dağın zirvesindeki hava koşulları uzun süre düzelmemiştir. D) Şiddetli rüzgar, ekibin zirveye ulaşamamasının nedenidir. E) Dağın zirvesinde hiçbir bitki örtüsü bulunmamaktadır.
33) I – Bu konuda bize ilettiğiniz son sayılarımızla ilgili yüreklendirici mesajlarınızı da memnunlukla karşıladığımızı belirtelim. II – Dergimize gösterdiğiniz ilgiye layık olabilmek için sürdürdüğümüz çabalarımızı çok yönlü bir anlayışla devam ettiriyoruz. III – İstedik ki, gerek estetik ve gerekse içerik yönünden beğeneceğinizi umduğumuz bu dergiyi gecikme pahasına bile olsa sizlere sunabilelim. IV – Bu anlayışın belirgin noktalarını geçen sayımızda pek çok kez sizlere ilettik. Numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturulması için doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olmalıdır? A) I – III – IV – II B) II – IV – III – I C) III – II – I – IV D) II – III – IV – I E) III – I –IV – II |