6.
Türkçenin şu andaki
en önemli sorunu, dildeki yabancı öğelerin
artmasıdır. Her dilde yabancı kökenli söz vardır.
Hiçbir dil saf değildir.
Türkçe de pek çok
dile söz vermiş, pek çok dilden söz almıştır.
Türkçenin verdiği sözler de vardır. Bunlardan en
ilgi çekici olanı son zamanlarda dilimize giren
kiosk’tur. Bu söz Türkçeden İngilizceye geçen köşk
sözüdür. İngilizcede kiosk biçimine dönüşmüş ve
bizim sözümüz bu defa farklı bir anlamda karşımıza
çıkmıştır. Dildeki yabancı sözlerin bir ölçüsü olma-lıdır.
Bu ölçü dilin kimliğini bozacak derecede olmamalı-
dır.Dil gerek duyduğu sözleri,karşılık bulunmaması
durumunda yabancı dillerden aynen veya ses
değişikliğine uğratarak
alır.
Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden
hangisi çıkarılamaz?
A) Türkçeden yabancı dillere
sözcükler
verilmiştir.
B) Dilimize giren sözcükler
dilimizin yapısını bozacak derecede
olmamalıdır.
C)
Yabancı
dillere geçen sözcükler değişime uğrayarak tekrar
karşımıza
çıkmıştır.
D) Dilimize yabancı sözcükler
girmemelidir.
E) Yabancı sözcük kullanmayan
hiçbir dil yoktur.
7.
Klasik sözcüğü, üzerinden çok zaman geçtiği halde
değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak gösterilen
eserler için kullanılır. Klasikler, edebiyatı
edebiyat yapan gerçek değerlerdir. Böyle önemli
eserlerin sahnelenmeleri çok dikkatli bir çalışma
gerektirir. Eserin özüne, ruhuna, geçtiği çağa,
metinde yaratılan atmosfere ve dil yapısına sadık
kalmak esastır. Klâsikler çinko, kalay, bakır
değildir, onlar altındır,24 ayar altın. Altına altın
muamelesi yapmak ve meseleye bir sarraf
hassasiyetiyle yaklaşmak gerekir.
Yukarıdaki paragrafta
aşağıdakilerden hangisine
değinilmemiştir.
A)
Klasik eserler kalıcı eserlerdir.
B)
Klasikler
edebiyatın temel
taşlarıdır.
C)
Klasik eserler sahneleneceği zaman eserin genel
yapısının bozulmamasına dikkat edilmelidir.
D)
Günümüzdeki klasikler gelecekte de varlığını
sürdüreceklerdir.
E)
Klasikler değerlendirmeye alınırken çok hassas
davranılmalıdır.
8.
Dil değişimine
inananlar, ona yürekten katılanlar; evimizde oturup
düzgün uyaklı, Nedim ağzından
gazeller yazarak
kendimizi ve iki üç bağımlıyı eğlendirmek hevesinde
değiliz. Bizim bütün düşüncemiz, derisi katılaşmış
eline sapanını tutan,çatlak topuklu,çorapsız
ayağıyla Türk topraklarının göbeğine basan
yurttaşlarımızın söylediğini anlamak, istediğini
yapmak, yapmasını istediğimizi ona kolayca
anlatmaktır.
Böyle
söyleyen bir yazar için aşağıdakilerden hangisi
söylenebilir?
A)
Nedim ağzından gazeller
yazmak istemektedir.
B)
Halkın kendisini kolayca anlamasını istemektedir.
C)
Dilin değişiminin
halkı zor durumda bıraktığını düşünmektedir.
D)
Halkın üst tabakasına
seslenmeyi yeğlemektedir.
E)
Dilin değişmemesi
taraftarıdır.
9. Kadınların gerçek yüzünü saklayıp makyaj
yapmalarını modern toplumun, çağdaş insanın kadın
üzerindeki baskısı olarak görüyorum. Bu baskı
altında kadınlar hep kendini saklamak, kendini
insanlara beğendirmek zorunda kalmıştır. Kadınların
bu baskıdan kurtulması, ancak toplumun kadına bakış
açısının değişmesiyle mümkün olacaktır.
Yukarıdaki
paragraftan
aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
A) Toplumsal bir sorun olan makyaj,
kadınları toplumda küçük düşürmektedir.
B)
Kadınlar, makyaj yaptıklarında kendilerini
daha güzel hisseder.
C)
Makyaj yapımıyla toplumsal anlayış arasında bir bağ
vardır.
D) Eski çağlardan bu yana toplum,
kadınlar her zaman ön planda olmuştur.
E) Kadın
gerçekten güzelse onun makyaj yapmasına
gerek yoktur.
10.
Batılılaşmak Osmanlı’dan miras kalan ve Türkiye’nin
de bir türlü dindiremediği iki yüzyıllık bir sancı.
İçinde bulunduğumuz günler, bu sancıyı azaltmak için
en somut adımların atıldığı bir tarihsel dilime
rastlıyor. Avrupa Birliği’ne katılmak amacıyla peş
peşe uyum yasaları çıkarıldı, yıllardır yaşadığımız
antidemokratik uygulamaları kınayanlar Avrupa
Birliği taraftarlarının katılımıyla artıyor,
Türkiye’de Avrupa Birliği’nin getireceği ekonomik
artılar ve eksiler tartışılıyor. 3 Ekim’den sonra
müzakerelerin başlamasıyla ve tam üyelik vizesinin
alınmasıyla her şey su yüzüne çıkacaktır.
Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi
çıkarılamaz?
A) Batılılaşma yalnızca Türkiye’nin
sorunu değildir.
B) Günümüzde Avrupa Birliği için
bazı adımlar atılmaktadır.
C) Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin
tam üyeliğinin artıları ve eksileri
tartışılmaktadır.
D) Batılılaşma süreci iki yüz yıl
öncesine dayanmaktadır.
E) Avrupa Birliği taraftarları
Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları
kınamaktadır.
11. Zavallı Osmanlıca! Ne kadar
kolay yıkılıp gitti. Selanik’te başlayan, kökenini
halkın dil bilincinde ve konuşma dilinde bulan sade
lisan akımı, beslenip gelişerek, yirmi yılda
Osmanlıcayı tahtından indirdi. Yüzyıllar içerisinde
oluşmuş bir yazı dilinin bu kadar kolaylıkla ortadan
kalkması üzerinde yeterince durulduğunu, bu olgunun
yeterince incelendiğini sanmıyorum.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden
hangisine değinilmemiştir?
A) Osmanlıca kısa bir süre
içerisinde ortadan kalkmıştır.
B) Sade dil akımı konuşma diline
yakındır.
C) Osmanlıca çok geniş bir
coğrafyada kullanılmıştır.
D) Osmanlıcanın oluşumu kısa bir
zaman almıştır.
E) Osmanlıcanın yıkılması üzerinde
fazla durulmamıştır.
12.
Az gelişmiş milletlerin geri kalma sebepleri
incelendiğinde, insanlarının milli ve çağdaş
ihtiyaçlara göre eğitilmemiş olduğu görülür.
Gelişmiş milletlerin gücü ekonomi, endüstri ve
ticaretteki başarılarından çok eğitilmiş,
vasıflı iş gücünden ileri gelir. Çünkü maddi güçler
bir gün kaybedilebilir. Onun için bir ulusun yaptığı
en iyi yatırım
eğitime yaptığı
yatırımdır.
Böyle düşünen bir yazara göre bir milletin gelişmesi
aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) Gelişmiş milletlerle iyi
ilişkiler kurulmasına
B) Ticarette yeni atılımlar
yapılmasına
C) Ekonomik alanda reformlara
D)
Eğitim
seviyesinin yükseltilmesine
E) Sanayileşme hızının
arttırılmasına
13.
Türk
cumhuriyetlerinde, Sovyetler Birliği’nin
dağılmasından sonra yeni bir süreç başlamıştır. Beş
Türk cumhuriyeti bağımsız olmuş, diğerleri de daha
serbest hareket edebilme imkânlarına kavuşmuştur.
Nitekim bunun etkisi de kısa zamanda görülmeye
başlanmıştır. 1991′de Azerbaycan, 1993′te
Türkmenistan ve Özbekistan, 1994′te de
Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme kararı
almıştır. Bu ülkelerde yeni alfabeye geçiş kademeli
olarak uygulamaya konmuştur. Diğer yandan Kırım
Türkleri ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek
bazı süreli yayınlarını yeni alfabeyle basmaya
başlamışlardır.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisi
çıkarılamaz?
A)
Bazı Türk cumhuriyetleri serbest hareket etme
imkânına kavuşmuştur.
B)
Latin alfabesine geçiş bu devletlerin daha kolay
edebi ürünler ortaya koymasını sağlamıştır.
C)
Bazı ülkelerde yeni alfabeye geçiş aşamalı olarak
uygulamaya konmuştur.
D)
Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bazı Türk
cumhuriyetleri bağımsız olmuştur.
E)
Sovyetler Birliğinin dağılması Türklerin yeni
alfabeye geçişi için bir fırsat olmuştur.
14. Gelenekler, bireysel yaratıcılık, grup
farklılaşması ya da değişen koşullara uyarlanma
zorunluluğundan ileri gelen değişme dinamiği ile
çatışır. Bu durum nesil farklılaşmasına neden olur.
Ama aynı zamanda da değişimle uzlaşır. Çünkü
gelenekler değişmeyi, gecikmeli de olsa, giderek
özümler. Bugünün değişimleri, yarının gelenekleri
olur.
Yukarıdaki paragrafta ‘gelenek’ ile ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Geleneklerin değişimle çatışması
nesiller arası kopukluğa neden olabilir.
B) Gelenekler de zamanla
değişebilir.
C) Değişimin başlıca nedenleri
yaratıcılık ve farklılaşmadır.
D) Gelenekle değişim bazı
noktalarda zıt düşebilir.
E) Gelenekler değişen koşullara
çabuk uyum sağlar.
15. Bilimde, teknolojide yaşanan gelişmeler dile de
yansır. Yeni kavramlara, yeni ürünlere dilimizin
kaynaklarından yararlanarak karşılık bulmamız
gerekir.
Türkçe söz
köklerinden işlek eklerle yapılan yeni türetmelerle
dilin söz varlığı zenginleştirildiği gibi, aynı
yolla dile kazandırılacak terimlerle
Türkçenin
bilim dili olarak
gelişmesine katkıda bulunmuş olacağız. Aksi halde
dilimiz yabancı dillerin baskısı altında kalarak
benliğini yitirir. Benliğini yitirmiş bir dilin
milleti de yok olmaya mahkumdur. Bu konuda aydınlara
ve özellikle dil araştırmacılarına büyük görevler
düşmektedir.
Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini
söylemiş olamaz?
A)Teknoloji ve dil ilişkisi göz
ardı edilemez.
B) Yapılan yeni türetmeler dilimizi
zenginleştir
C) Teknolojinin yeni ürünlerine
Türkçe karşılıkların bulunması Türkçenin bilim dili
olmasını sağlar.
D)
Bilim dili olan
Türkçenin
yeni kelimeler türetmesine gerek yoktur.
E) Teknolojiye paralel olarak yeni
kelimeler türetmek dilimizi yabancı dillerin
baskısından kurtaracaktır.
|
...Yanıtlar… |
|
1) E
2) E
3) D
4) C
5) A
6) D
7) D
8) B
|
9) C
10) C
11) D
12) D
13) B
14) E
15) D
|